olaygazetecilik @ hotmail.com

Ağustos’un kavurucu sıcağı yerini tatlı bir serinliğe bırakırken takvimler Eylül’ü gösterdi. Yıllardır söylenir durur: "Eylül, hüzün ayıdır." Peki, gerçekten öyle mi?

Eylül bir veda değil, derin bir nefes ve tazelenme mevsimidir.

Yazın coşkulu ve telaşlı ritmi biter, yerini sükûnete bırakır. Şehirler kendi akışına, insanlar kendi kabuğuna döner. Eylül’e hüzün denmesinin sebebi, yazın bittiğini hatırlatmasıdır. Oysa biten her şey, yenisine yer açar.

Doğa bu ayda harika bir ders verir: Ağaçlar yapraklarını kaybetmek için değil, yeni bir bahara hazırlanmak için döker. Sararan yapraklar bir vedayı değil, hafiflemeyi ve sadeleşmeyi simgeler.

Yazın dışa dönük coşkusu yerini pencerene vuran ilk yağmur damlasına, sıcak bir çaya ve zihinsel bir dinginliğe bırakır.

Eylül hüznün değil; dengenin, kendine dönmenin ve yeni başlangıçların ayıdır.

Hoş geldin Eylül; getirdiğin dinginlik ve taze umutlarla hoş geldin.

Sevgi ve sağlıcakla kalın...