Takvimler 1990’ı gösterdiğinde, Türkiye’deki evlerin çatılarında tuhaf bir hareketlilik başladı. Birileri çılgınca anten çeviriyor, aşağıdan biri bağırıyordu: "Dur, netleşti! Star çıktı!"
TRT’nin o takım elbiseli, ağırbaşlı ve tek sesli dünyasından sıkılan Türkiye, bir gecede Magic Box Star 1 ile tanıştı. Anayasadaki devlet tekelini arkadan dolaşarak, Almanya üzerinden uyduyla yayın yapan bu kanal, kelimenin tam anlamıyla "büyülü" bir kutuydu.
TRT’de yıllarca pürdikkat izlediğimiz Dallas, Kara Şimşek ve A Takımı bir anda bu renkli ekrana transfer oldu. Ama asıl devrim, eğlencedeydi. Güner Ümit, Turnike yarışmasında öyle fütursuzca arabalar, evler dağıtıyordu ki; enflasyonla boğuşan 90’lar insanı için ekran karşısı bir rüya alemine dönüştü. Büyük takımların maç yayın haklarını TRT’nin elinden kapıp havada şifresiz yayınlamak ise o dönem için akılalmaz bir şovdu.
En cesur kırılma noktası ise mizahla geldi: Plastip Show. Bugün hayal etmesi bile zor ama; Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Erdal İnönü gibi liderlerin lateks kuklaları her hafta ekranda birbiriyle didişiyor, tüm ülke bu zeki hicvi kahkahalarla izliyordu. Siyasetin bu kadar neşeyle esnetilebildiği başka bir dönem herhalde olmadı.
Star 1, sadece televizyonculuğu değiştirmedi; toplumun neşesini, tüketim alışkanlıklarını ve hayallerini baştan yazdı. Bugün binlerce dijital platform arasında o eski heyecanı yakalamak zor. Çünkü o dönem Star 1 izlemek, dünyaya açılan o ilk renkli pencereye hep birlikte ortak olmaktı. O kutu bir kez açıldı ve Türkiye bir daha asla eski Türkiye olmadı.
Sevgi ve Sağlıcakla kalın...



