"Kendi kaderimin efendisiyim" der insan. Oysa geriye dönüp baktığımızda, hayatımızı değiştiren en büyük kırılmaların kontrolümüz dışındaki küçücük anlardan doğduğunu görürüz. Kaçırılan bir otobüs, rastlantısal bir tanışma, yanlışlıkla girilen bir sokak… Tesadüf deyip geçmek en kolayıdır. Peki ya hepsi muazzam bir kurgunun parçasıysa?
Belki de hayat, her sahnesi çoktan kaleme alınmış ve yaşanmak için sırasını bekleyen bir senaryodan ibaret. Bizler kendimizi yönetmen sanırken, aslında sadece önümüze koyulan sayfaları çeviriyoruz. Zamanı geldikçe her olay sahneye çıkıyor; ne bir saniye erken, ne bir saniye geç.
Bu düşünce insanı çaresizliğe değil, aksine büyük bir hafifliğe taşımalı. Eğer her şey bir kurguysa, bugünün dertleri de yarının belirsizlikleri de kalıcı değil; sadece o bölümün birer gerekliliği. Bize düşen, senaryoyu değiştirmek için beyhude yorulmak yerine, bize yazılan rolü hakkıyla oynamak.
Son sayfa gelip perde kapanmadan önce, sıradaki sahneyi bilmemenin tadını çıkarmak gerek. Çünkü hayat, biz planlar yaparken arkada tıkır tıkır işleyen o kusursuz kurgunun ta kendisidir.
Sevgi ve Sağlıcakla kalın…
Yarın Çoktan Yaşandı…
Bu makale 339 kere okunmuş.26 Haziran 2026, Cuma - 07:53



