Hani biz "Yol medeniyettir" demiştik? Hani "Gidemediğin yer senin değildir" felsefesiyle yola çıkmıştık? Olay Gazetesi olarak Tuzla-Darıca sahil yolunun 2027’de biteceği müjdesini özel haber yaparak yeniledik, vermesine de... Meğer biz sadece bir asfalt haberi yapmamışız; iki yakanın "sosyolojik fay hattını" tetiklemişiz!
Haber bir yayıldı, pir yayıldı. Sağ olsunlar, bölgedeki diğer mecralar ismimizi anmayı unutmuşlar ama olsun, canları sağ olsun; biz o "esinlenmelere" alışığız. Asıl şenlik haberin altındaki yorumlarda koptu. Sanırsınız sahil yolu değil, iki galaksi arasında solucan deliği açıyoruz!
Tuzlalı dostlarımız hemen savunma hattını kurmuş: "Eyvah, Darıcalılar gelirse sahilimizin dokusu bozulur!" Darıcalı durur mu? O da karşı saldırıda: "Asıl Tuzla trafiği buraya akarsa Bayramoğlu’nun tadı kaçar!"
Alt tarafı 5 dakikalık bir yol. İpek Yolu’nu yeniden inşa etmiyoruz, vize serbestisi ilan etmiyoruz. İki komşu arasında başlayan bu "Kimlik Savaşı" öyle bir boyuta ulaştı ki, sanırsınız yolun sonunda pasaport kontrolü yapılacak.
"Tuzla'nın kimliği bozulur" diyen arkadaşım; o yol bitince Tuzla’nın köftesi İnegöl köftesine dönüşmeyecek merak etme. Ya da Bayramoğlu’nun havası bir gecede değişip sizi başka birine dönüştürmeyecek. Bu neyin korkusu, bu neyin "aristokrat" çıkışı?
Yorumları okurken gözümün önüne bir sahne geliyor: 2027 yılı, yol açılmış. Tuzla tabelasını gören Darıcalı sürücü dikiz aynasından saçını düzeltip "Şimdi kimliğim mi değişecek?" diye derin düşüncelere dalıyor. Karşı yönden gelen Tuzlalı ise "Darıca sınırına giriyorum, eyvah kültürüm eriyor mu?" diye gaza basıyor.
Yapmayın, etmeyin... Biz aynı denizin, aynı körfezin insanıyız. Birleşmekten korkmayın; en fazla hafta sonu sahilde çekirdek kabuklarının sayısı artar, o kadar. Kimlik dediğiniz şey asfaltla bozulacak kadar zayıfsa, zaten o kimliği bir gözden geçirmek lazım.
Hadi şimdi klavyeleri bırakın da, 2027’de o 5 dakikalık yolda dinleyeceğiniz şarkıyı seçin. Ama dikkat edin, şarkı seçiminiz komşu ilçenin "kültürünü" bozmasın!



