olaygazetecilik @ hotmail.com

Hayatın karmaşası içinde hepimiz bir çıkış yolu, bizi sakinleştirecek bir liman arıyoruz. Çoğu zaman bu huzuru uzaklarda, büyük başarılarda ya da karmaşık çözümlerde bulacağımızı sanıyoruz. Oysa iyileşmenin ve iyi hissetmenin en saf formülü, her an yanı başımızda atan o ritimde, yani müziğin ruhunda gizli.

Müzik sadece bir eğlence aracı değil, yaşamın ta kendisidir. Kalbimiz belirli bir tempoyla atar, nefesimiz bir düzen içinde ciğerlerimize dolar. Doğa bile kendi bestesini çalar; rüzgarın uğultusu, yağmurun şıpırtısı aslında dünyanın dev bir orkestra olduğunun kanıtıdır. Biz bu doğal ritimden koptuğumuzda, hayatın hızı ruhumuzu yormaya başladığında kendimizi "akortsuz" hissederiz. İşte o anlarda bir şarkıya sığınmak, aslında kendi fabrika ayarlarımıza geri dönmektir.

Bir melodinin gücü, bazen saatlerce süren bir terapiden daha etkilidir. Kelimelerle anlatamadığımız bir kederi, bir kemanın tek bir yay dokunuşu saniyeler içinde çözer. Ya da içimizdeki o sönmeye yüz tutmuş neşeyi, hareketli bir ritim tek bir vuruşla yeniden canlandırabilir. Çünkü notalar zihnimize değil, doğrudan kalbimize hitap eder. Mantığın bittiği yerde duyguların müziği başlar.

İyi hissetmenin formülü aslında çok basit: Kendi iç sesinize uygun melodiyi bulmak. Bazen sadece susmak ve o anki ruh halinizi yansıtan bir notanın içinde kaybolmak gerekir. Hayat bazen hüzünlü bir parça gibi yavaşlayabilir, bazen de coşkulu bir marş gibi hızlanabilir. Önemli olan, hangi tonda çalarsa çalsın, o müziğin içinde kendi varlığınızı hissedebilmektir.

Ruhunuzun tozunu alacak olan o şarkıyı çalmaktan korkmayın. Unutmayın ki, hayat ne kadar gürültülü olursa olsun, doğru bir nota tüm o gürültüyü muazzam bir huzura dönüştürebilir. Müziğin ritmine teslim olun; çünkü hayat, ritmini bulduğunuzda güzelleşir.

Sevgi Sağlık ve müzikle kalın...