olaygazetecilik @ hotmail.com

Öğrenilmiş çaresizlik genel manada , “bireyin sürekli olarak olumsuz sonuçlarla karşılaşması durumunda, gelecekteki olumlu sonuçlara ulaşma yeteneğine olan inancını yitirmesi olarak tanımlanır. Bu psikolojik kavram, bireyin kendini bir durumu kontrol edemez, değiştiremez veya etkileyemez olarak algılaması sonucunda ortaya çıkar.” şeklinde tanımlanır.


Hafta sonu ABD silahlı kuvvetlerine ait Delta Force isimli birliğin Venezuela başkanı Maduro’yu eşi ile birlikte saatler içerisinde evinden alıp New york’a yargılanmak üzere götürülmesini televizyon karşısında bir dizi film yada belgesel izler gibi takip ettik.

Söz konusu “Saraydan kız kaçırma” gibi bir ülkenin devlet başkanının başka bir ülkenin silahlı kuvvetleri tarafından kaçırılması ile ilgili tüm dünya ile birlikte bizim ülkemizde de milyonlarca haber yapıldı, yorum yazıldı.

İşte bu nokta devreye pek çok kez olduğu gibi yine “Öğrenilmiş çaresizlik” kuramı girdi.


Dikkat edilirse 30 milyon nüfuslu petrol zengini bir ülkenin seçilmiş devlet başkanının ne olacağı ile ilgili fazla bir söylem yok.

Özellikle televizyon ekranlarında kendilerini her konuda “yorumcu” olarak tanımlayanların nerede ise tamamı Venezuela ile ilgili değil ABD’nin söz konusu operasyonu nasıl olağanüstü bir şekilde ballandıra ballandıra anlatmanın telaşına düşmüş vaziyeteler.

Normal şartlarda kendilerini “demokrasi havarisi” olarak gören yorumcuların tamamının Maduro tarafında olması gerekiyor.

Ancak uzun bir zamandır “Dünyanın jandarması” olarak tanımlanan ABD’nin kura tanımaz bir şekilde istediği ülkeye istediği gibi saldırması ve işin kötüsü de bunda başarılı olması herkesin gözünü korkutmuş durumda.

Daha fazlasını keşfedin
sanatın
SANAT
Sanat
Online sanat kursları
Bu durum kesinlikle “Öğrenilmiş çaresizliktir”

Herkes ABD’ye karşı.

Dünyanın nerede ise ABD’den nefret ediyor.

Ancak bu kitlenin tamamı da ABD’nin gücünden korkuyor olsalar gerek ki “ne olur ne olmaz” anlayışı ile ABD’nin yanında hizalanmak mecburiyetinde kalıyorlar.

Son 10-15 yıldır ABD’nin tarumar ettiği, yöneticilerini değiştirdiği, ikiye hatta üçe böldüğü , bunları yaptıktan sonra da yönetimden uzaklaştırdığı liderleri idam ettirdiği bir süreci yaşıyoruz.

Ve ABD’nin saldırıları sonucu yerle yeksan edilmiş, iş başından gönderilmiş yöneticilerinin idam edildiği süreçleri de yukarıda belirttiğimiz gibi naklen yayın izler gibi televizyonların başında çekirdek çitlerken uyuya kaldı ismi “Dünya” olan bu gezegen.

Söz konusu “Öğrenilmiş çaresizlik” kuramı dünde vardı, bugünde var, yarında olacak.

Bu durum değişir mi?

Elbette değişir.

Ne zaman dünyada var olan ülkelerin büyük bir bölümü en az ABD kadar bilime, teknolojiye ulaşır ve o andan sonra caydırıcı olur işte o zaman dünya biraz huzur bulur.

Bizi her seferinde insanlıktan çıkaran söz konusu “Öğrenilmiş çaresizlik” kuramından da kendimizi kurtarmış oluruz.

Aksi takdirde daha uzun bir zaman haklının değil de güçlünün yanında olma alışkanlığından hiç kimse kendisini kurtaramayacak.