
15 NİSAN DÜNYA SANAT GÜNÜ ve haftası KUTLU OLSUN… Demeden önce
İki gün, iki şehir, yine silah yine ölüm..Kaybettiklerimiz sadece sayılardan ibaret değil;ülke olarak hepimizin vicdanı yaralı. Her evlat, öğretmen; ardında tarifsiz bir boşluk bıraktı. Bu acı hepimizin, bu yara hepimizin…Hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenimize rahmet, yaralılarımıza acil şifalar ,ailelerine ve yakınlarına sonsuz sabırlar diliyorum .. Çocuklarımıza sadece akademik bilgi değil, yaşam becerileri de kazandırmalıyız.
Ebeveynler olarak evde; sporla, oyunla ,çeşitli hobilerle onları desteklemeliyiz.
Okullarda ise bu alanlar, eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak, adeta bir ders gibi süreklilik içinde ele alınmalıdır.
15 Nisan Dünya Sanat Günü, sanatın toplumdaki yerini güçlendirmek, yaratıcılığı teşvik etmek ve barış mesajları vermek amacıyla, 2012 yılından beri kutlanan uluslararası bir gündür. 15 Nisan tarihinin seçilmesinin en önemli nedeni; ressam, heykeltıraş, mimar ve mühendis kimliklerini bir arada taşıyan, eserleriyle yüzyıllar sonra bile insanlığı hayran bırakmayı sürdüren LEONARDO DA VİNCİ’nin doğum günü olması sebebiyle seçilmiştir. 2011 yılı Nisan ayında, Meksika’da, UPSD Başkanı Bedri Baykam’ın sunduğu öneri, sanatın birleştirici ve evrensel gücünü simgeleyen önemli bir karar olarak, oybirliğiyle kabul edilerek tarihe geçti.
İfade özgürlüğünü destekleyen ve kültürel çeşitliliğe dikkat çeken bu anlamlı gün, UNESCO tarafından da resmî olarak tanınmaktadır.
Dünya Sanat Günü’nde, yüzlerce ölümsüz esere imza atmış; dünya mimarlık tarihinin en büyük ustalarından biri olan, Osmanlı’nın yükselme dönemine damgasını vuran ve “bizden biri” olmanın gururunu yaşatan MİMAR SİNAN’ı anmadan geçmek tabii ki mümkün değil.
İnsanlık tarihinin başlangıcı, mağara duvarlarına çizilen ilk izlerle başlar. İnsan, var olduğu andan itibaren üretmiş, anlatmış ve yaptıklarınla anlam bulmuştur. Sanat; kendimizi ifade etmenin, aynı zamanda başkalarının eserlerinde kendimizden bir parça bulmanın en güçlü yollarından biridir.
Eğitim hayatımıza başladığımız ilk günlerinde çizdiğimiz basit çizgilerden, pembe panjurlu ,bacasından duman tüten hayal evlere; okul müsamerelerinden, korolarda söylenen şarkılara uzanan o yolculuk… Aslında hayatımızın her anına yayılan görünmez bir basamaktır sanat. Farkında olsak da olmasak da, yaşamımızın derinliklerinde yer alır; yaratıcılığı besler, çeşitliliği çoğaltır ve yeniliğin kapılarını aralar. İnsanları bir araya getirir, düşünmeye, paylaşmaya ve dünyaya farklı açılardan bakmaya davet eder. Ve kimi zaman, bir tutku olarak başlayıp bir mesleğe dönüşür. Çoğu zaman sanat denildiğinde akla yalnızca resim ya da heykel gelir. Oysa sanat,her adımda yenilenen, genişleyen sonsuz bir dünyadır .Fotoğrafçılıktan kaligrafiye, mimariden tasarıma, sinemadan modaya kadar uzanan bu alan; insanın hayal gücüyle şekillenen her alanda kendini gösterir.
Tarihin beşiği sayılan Göbeklitepe’ye ev sahipliği yapan; 12 bin yıllık geçmişi içinde barındıran bir ülkede yaşıyoruz. Bu topraklar, sayısız medeniyete kucak açmış; farklı kültürlerin izlerini, birikimini ve ruhunu günümüze taşımıştır.
Her biri kendi rengini, sesini ve estetik anlayışını bırakmış; böylece bu coğrafya adeta sanatın her dalının filizlendiği zengin bir mirasa dönüşmüştür. Bugün baktığımızda, mimariden müziğe, el sanatlarından edebiyata kadar uzanan bu büyük çeşitlilik; geçmişin birikimiyle yoğrulmuş eşsiz bir kültür hazinesine sahibiz. Böylesine zengin; hem tarihî hem modern sanat ve kültür hazinesine sahip ülkemizde, kendimize mutlaka zaman ayırmalı, gezmeli, görmeli; bizi iyi hissettiren, mutlu eden bir sanat dalının izini takip etmeliyiz ..
Ağaç yaşken eğilir” atasözünden yola çıkarsak, çocuklarımızı küçük yaşlardan itibaren ilgi duydukları sanat dallarına yönlendirmek büyük önem taşır. Erken yaşta sanatla tanışan çocuklar, hem kendilerini daha özgür ifade etmeyi öğrenir hem de estetik bakış açılarını geliştirir.
Aynı zamanda bu yönlendirme, çağımızın yaygın sorunlarından biri olan kontrolsüz internet kullanımına karşı da güçlü bir alternatif sunar. Sanatla meşgul olan bir çocuk; zamanını daha verimli, üretken ve anlamlı bir şekilde değerlendirir. Böylece hem zihinsel hem duygusal gelişimi desteklenirken, zararlı alışkanlıklardan da doğal bir biçimde uzaklaşır.
Sanatla büyüyen bir nesil, daha duyarlı, daha yaratıcı ve daha bilinçli bir geleceğin temelini oluşturacağına eminim…
Sanattan söz ederken;
Tuzla Rumeli Kültür Merkezi’nde sanatın sesi yankılanmaya devam ediyor…
Geçtiğimiz hafta, ekolünü soyut dışavurumculuk olarak tanımlayan değerli ressam İbrahim Aşık’ın “İçimdeki Ses” temalı sergisinde iç dünyasının güçlü bir şekilde tuvale yansımasını ilgiyle takip ettik.
Bu hafta ise, suluboya resmin en başarılı fırçalarından ve duayen isimlerinden Koray Dağcı’nın aynı mekânda haftasonuna kadar devam edecek sergisi sanatseverlerle buluşuyor.
Sanata emek ve gönül vermiş kıymetli sanatçılarımızı yürekten tebrik ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum. Sergiyi kaçırmayın derim..
Resim ve ebru sanatıyla uzun zamandır ilgilenen biri olarak, sanata emek ve gönül vermiş tüm sanatçı dostlarımız, arkadaşlarımız
GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN..
Daha nice nice sanatlı günlerde buluşmak dileğiyle…



