Yağışlı havaların ardından doğaya akın eden vatandaşlar, "mantar avı"na başladı. Ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da zehirlenme vakalarında ciddi bir artış bekleniyor. Görünüşüyle iştah kabartan, halk arasında "gelincik" veya "kanlıca" gibi isimlerle karıştırılan birçok yabani mantar, aslında karaciğer ve böbrek iflasına yol açan ağır toksinler barındırıyor.
"Yıllardır Topluyorum" Diyenler Bile Yanılıyor
Sağlık Bakanlığı verileri, mantar zehirlenmelerinin büyük bir kısmının "Ben bu işin uzmanıyım, yıllardır aynı yerden toplarım" diyen kişilerde görüldüğünü ortaya koyuyor. Oysa iklimsel değişiklikler ve mantarların birbirine olan benzerliği, en deneyimli gözleri bile yanıltabiliyor.
Doğru Bilinen Yanlışlar Hayat Karartıyor
Halk arasında kulaktan kulağa yayılan bazı şehir efsaneleri, ölümlere davetiye çıkarıyor:
Yanlış: "Salyangozlar yiyorsa zehirsizdir." (Hayvanların sindirim sistemi insanlardan farklıdır.)
Yanlış: "Sirkeli suda bekletilince zehri geçer." (Isı veya sirke, ölümcül toksinleri yok etmez.)
Yanlış: "Gümüş kaşık kararmazsa güvenlidir." (Bilimsel hiçbir geçerliliği yoktur.)
Belirtiler Sinsi İlerliyor
Zehirlenme belirtileri tüketimden hemen sonra ortaya çıkabileceği gibi, bazen 6 ila 24 saat sonra kendini gösteriyor. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve baş dönmesi gibi şikayetler başladığında genellikle vücutta organ hasarı çoktan başlamış oluyor.
Ne Yapmalı?
Uzmanlar, yabani mantar yerine tam denetimli, paketli ve barkodlu kültür mantarlarının tercih edilmesini öneriyor. Doğadan toplanan bir mantar sonrası rahatsızlık hissedilirse, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve mümkünse tüketilen mantardan bir örnek doktora ulaştırılmalıdır.



